Alışmak ya da alışmamak; bütün mesele bunda!
Milletin ve Devletin başına gelen bunca felaketi, tek tek unuttukça yenileri geliyor yine de tek tek...
Neden? Çünkü sorumlular hesap vermiyor tek tek...
Hesap vererek adaleti ayakta tutmuyor tek tek...
Bir ülkede eğer adalet ayakta değilse, o ülkede hiç gerçek suçlular ayağa kalkar mı? Ayağa kalkıp hesap verir mi? Aynen ülkemizde olduğu gibi...
Ya ipe un serilir ya devletin gücü birilerine kalkan gibi kullanılır ya da suç kimi muhalefete yüklenerek, örtbas edilir.
Sonra gelsin yanlı ve yandaş medyanın milleti yanıltan, kendilerini de haklı çıkaran haberleri...
Gerçek haber alma özgürlüğünü çamura bulayan, gerçek iletişim adaletine de turpların en büyüğünü sıkan rezil iletiler...
Şunu yeri gelmişken belirtelim ki, böylesine işleyen bir düzen, her nerede iş yapıyorsa, tam da oraya en tepeden en aşağıya doğru pislikler yağar.
O yerde, tüm kamu kurumları çürümüş; çıkarcı siyasal ayrışmalar yüzünden de bir millet en dayanılmaz felaketleri yaşamaya başlamıştır tek tek...
Yalan mı?.. Her şey ortada değil mi? Öyleyse gerçekleri çıplak gezdirerek işimizi yapalım.
Ne yalaka ve yandaş olup, gerçekleri gizleyerek milletle devlete ihanet edenlerin seviyesine inelim. Ne de haksızlıklar karşısında susarak, bu dünyadan bir dilsiz şeytan olarak geçip gidelim.
Yoksa gelecek nesillere:
Sadece laf üreten devlet adamlarının öz ülkelerine bile bile yaptıkları yanlışlar kalır. Bu yanlışlar yüzünden, yıkımlar, ayrışmalar, haksızlıklar ve zulümler kalır.
Bir devletin kurumlarıyla vatansever evlatlarının başına örülen kumpaslı, yalan ve uydurma nice iddianameler kalır.
Ülkenin üreten tüm değerlerinin tek yok edilerek, başka ülkelere muhtaç bırakılması kalır.
Çağdaş eğitim yerine, gerici düzenin karanlık uygulamaları...
Çağdaş devlet olma yerine, emperyalistlerle maşa olan tetikçi sözde dinci terör örgütlerinin gördüğü, ilgi ve itibarla, tarih yazan dünya şöhreti bir devletin, onların seviyesine nasıl çekildiği, Dünyada nasıl itibar kaybettiği kalır.
Devletin en tepesindekinin, aynı zamanda bir siyasi partinin başkanı olarak da iş yaptığı... Bu işi yaparken, muhaliflere nice karalar çaldığı, kendisine cevap verip kendisini eleştiren muhalifleri, daha sonra devletin tepesindeki görevini kullanarak, nasıl da mahkeme mahkeme süründürüp mağdur ettiği nice haksızlıklar kalır.
Devletin olanaklarını kullanarak, bir avuç insanı zengin edip, halkın büyük bir kesimini yoksullaştırarak perişan edenlerin, bir dayanılmaz haksızlık yönetimi kalır.
Adalete ve demokrasiye hasret, eğitim ve sağlık sorunları dibe vuran bir milletin, utanarak yaşamasının onurlu izleri kalır.
Yönetilmek bekleyen bir milletin, nasıl oyalandığı, nasıl ayrıştığı, nasıl bir siyasal oyuna geldiği kalır.
Nerede? Elbette ki, adaletin ayağa kalkmadığı bir ülkede, o ülkenin gelecek nesillerine kalsa kalsa ancak haksızlıklarla dolu bir geçmiş kalır.
DAĞLARCA SUÇU OLANLARIN, AYAĞA KALKIP ADALETE HESAP VERMEDİĞİ BİR GEÇMİŞ...